Bugun...
Hac ve Umre konusundaki önerilerimiz
Tarih: 04-08-2014 19:02:00 Güncelleme: 04-08-2014 19:06:00 + -


Seyahat Boyutu ve Dini Boyutu İle İnceleyelim.

Hac ve Umre  konusundaki önerilerimiz

 

Hac ve Umre organizasyonları incelenip değerlendirmeye tabi tutulurken, Seyahat boyutu ile Dini bir vecibe olma boyutunun ayrı ayrı değerlendirilmesi, Türkiye’deki yasa ve mevzuatlar açısından daha uygun olacağı görüşünü düşünmeye değer görüyoruz.

Böyle bir değerlendirmeye girmeden önce Hac ve Umre Organizasyonlarında, şu anda uygulanmakta olan sistemi çok kısa olarak özetlemekte yarar vardır.

Hacca gitmek için müracaat edenlerin sayısının çok yüksek olması sebebiyle Hacı adayları üzerinde çok ince hesaplar yapılmaya başlandı. Diyanet İşleri Başkanlığının şekillendirdiği kurallara göre üç türlü Hac organizesi ve standardı belirlenmiştir; Normal, Müstakil ve Otel standardı. Bunlardan Normal tip için müracaat edenler, 1950 – 2200 Euro öderken, Müstakil tip için müracaat edenler 2650 – 3750 Euro ve otel tip için müracaat edenler de 4600 – 12000 Euro arasında ödeme yaparak hacca gidebiliyorlar. Ödenen meblağlar yükseldikçe kâr oranlarının da yükseleceği bilinen bir hakikattir.

2008 yılı için Hacca gitme niyetiyle müracaat edenlerin toplamı 770 bin kişi civarında olup, bunların 633 bini normal tip için, yaklaşık 120 bini Müstakil tip için takriben, 17 bini ise Otel tip için müracaat etmiş olduğu, başvuru formlarındaki bilgiler D.İ.B. tarafından taranarak tespit edilmiş ve duyurulmuştur.

D.İ.B.’nın teklifi ve ısrarı ile 3 ayrı tip için müracaat eden Hacı adaylarının kur’aları da ayrı ayrı çekilmiş ve Türkiye’ye tanınan 70 + 30=100.000 kişilik kontenjan’ın %60’ı normal tiplere, %30’u müstakil tiplere, %10’u ise otel tipi müracaatlara tahsis edilmiştir.  Bunun manası, normal tipe müracaat edenlerin %10’u, Müstakil tipe müracaat edenlerin %25’i, otel tipine müracaat edenlerin ise %60’ı hacca gitme şansı elde etmiş olması demektir.

D.İ.B. belirlediği standartlara belirlediği oranda imkân tanırken, yine kendisinin şekillendirdiği fiyatlarla hacı adaylarının %60’ını kendi organizesine kaydolma mecburiyetinde bırakıyor. Bu uygulama ve taksim şekli Kararname ve Hac Kurulu kararlarına dayandırılmış olan bir sistem üzerine bina edilmiştir.

Hacı adaylarının %40’ı ise belirlenen kriterlere göre bu organizeyi yapma hakkı verilen, 2008 yılı için sayıları 140 olan acentadan herhangi birini seçebiliyor. Acentalar da asgari 150, azami 2000 kişilik organize yapabiliyorlar.

Umre organizesini ise, Diyanet İşleri Başkanlığı dilediği şekil ve şartlarda bütün müftülük ve cami görevlilerini pazarlamada istihdam ederek yürütmektedir.

Seyahat acentaları ise, Diyanet İşleri Başkanlığı ile sözleşme imzalamak zorunda olduğu ve şartlarını Başkanlığın belirlediği sözleşmeye bağlı kalmak şartıyla umre organizesi yapabilme imkânı buluyor.

Bu kısa özetlemeden sonra Hac ve Umre organizasyonlarının Seyahat ve Dini boyutu ile ilgili üzerinde durulması gereken hususları madde madde zikrederek inceleme masasına yatırmak ve çözüm önerilerimizi sunmak istiyorum.

I – HAC ORGANİZASYONU KONUSUNDA

 

A) SEYAHAT BOYUTU İLE İLGİLİ OLARAK:

 

1)     Hacı adaylarına seçmeyi düşündükleri Hac tipine göre fırsat tanınıyor. Yüksek fiyatlı organize tipine katılmayı beyan edenler daha yüksek şans bulurken, mesela: Normal tipte bu oran %10 iken otel tipinde %60’a çıkıyor. Bunu gören hacı adayları yanlış beyanda bulunmaya itiliyor ve tercihini değiştirme şansı verilmediği için de zora sokuluyor. Bu durum eşitlik ve adalet ilkesi açısından yeniden değerlendirilmelidir.

2)     Hacı adaylarının iradesi ve tercih hakkı kısıtlanmış, adayların %60’ı D.İ.B., %40’ı ise acentalarla hacca gitmek zorunda bırakılmıştır. Bunu yaparken hep koruma, kollama ve vesayet mantığına sığınılıyor. Ömürde bir defa yapılan bir ibadet organizesinde seçme özgürlüğünün kısıtlanması nasıl savunulabilir?

3)     D.İ.B. hac ön müracaatlarını sadece kendisi kabul ettiği için bütün isim, adres ve tel bilgileri kendi kayıtlarında olup tercihler doğrultusunda önceden planlama yapabilirken acentalar bu imkândan mahrum bırakılıyor. Bu durum hacı adaylarının tek taraflı bilgilendirilmesine, acentaların aleyhinde yönlendirilmesine de yol açabiliyor. Üstelik bu uygulama çıkar hesabından uzak organize yapma, “devlet onurunu koruma” kalkanıyla savunuluyor.

4)     D.İ.B. Hac organizasyonundan hiçbir kâr elde etmediğini beyan etme yanıltmasından vazgeçerek samimî, dürüst ve şeffaf davranmalıdır. Mali ve muhasebe işlemlerinin Vakıf kanalıyla yapılması sayesinde kâğıt üzerinde Başkanlığın kasasına kâr girmediğini göstermek kanuni bir zorunluluk olduğunu herkes biliyor.

5)     D.İ.B. teşkilat bünyesinde çalışan din görevlilerini bu işte istihdam ederken acentaların eleman ücreti, vergi, kira, iletişim giderleri gibi ekstra ödemeleri oluyor; eşit olmayan şartlarla aynı fiyat aynı kalite yarışına katılmak zorunda bırakılıyorlar.

6)     D.İ.B. vasıflı, tecrübeli din görevlilerini kendi organizesi için dilediği gibi görevlendirirken, acenta organizelerine niteliksiz, tecrübesiz din görevlilerini, tercih hakkı tanımaksızın re’sen tayin ediyor. Acenta müşteri profili ve sosyal seviyesine uygun olmayan bir görevli ile organizeyi başarmak zorunda bırakılıyor. Başarısızlığın faturası ise sadece acentaya yükleniyor.

7)     D.İ.B. yüz bin hacının altmış binini kendisi kaydedeceğini önceden bildiği için her türlü hazırlığı vaktinde yaparak devlet imkânlarıyla hac otel ve evlerini kiralayabilirken, serbest rekabetin sadece acentalar arasında uygulanması sebebiyle acentaların ne kadar hacı kaydedebileceği önceden belli olmadığından, kayıt öncesi böyle bir planlama ve hazırlık yapma imkânı olamıyor. Kayıtlardan sonra daralan piyasa imkânları otel ve hac binası kiralama işini risk ve sıkıntıya düşürüyor ve bu sebeple organize zora sokulmuş oluyor.

8)     Hac kayıt sistemini D.İ.B. kendisi oluşturup kendisi kontrol ederek istediği zaman sistemi kapatabiliyor. Sistem kapalı iken acentalar kayıt yapamıyor. Kendisi il ve ilçe müftülükleri kanalıyla hacı adaylarına telefon ederek “sıranız geldi, hemen gelip kaydolmazsanız hakkınız yanar” diyerek istediği standardı rahatlıkla kaydedip otellerini doldurmayı garanti edebilirken, acentalar ise kalan yolcuları, standardına bakmaksızın, meslektaşları ile rekabeti zorlayarak kaydetmek zorunda bırakılıyor. Bu durumu, kendi yolcularımızın iradesi hilafına D.İ.B. organizasyonuna kaydolmak zorunda kalması ve bize bildirip beyan etmesiyle öğrenebiliyoruz.

9)     Bütün müftülük, cami görevlileri Hac ve Umreci toplama kampanyasına katılmaları için teşvik ediliyor. Yirmi kişi bulan görevli ücretsiz, kırk kişi bulan ise eşiyle birlikte ücretsiz Umreye götürülüyor. Topladığı yolcular yirminin altında kalan din görevlileri ise yine ücretsiz olarak acentalara re’sen din görevlisi olarak tayin ediliyor. Tabii olarak bu durum bütün görevlileri acentaları kötüleme, eleştirme pozisyonuna sevkediyor. Bununla da kalmayıp bu Din Görevlileri, görev yaptıkları acenta Umrecilerini D.İ.B. organizasyonuna yönlendirebiliyor. Çıkar sürtüşmesini açıkça gören cami cemaati Din’den Diyanet’ten soğuyabiliyor. Bu durumun Diyanet İşleri Başkanlığı’mızın manevi itibarını zedeleyebileceğini her aklıselim sahibi kabul edecektir.

10) Diyanet İşleri Başkanlığı organizasyon denetimlerinde, görevlilerin değişik sebeplerle hissi beyanlarına dayanarak, acentalardan savunma bile almadan her türlü cezayı uygulayabiliyor; yüzde yüz hata ve haksızlıklara itiraz hakkını kullanan acentaların itirazları ciddi şekilde değerlendirmeye bile tabi tutulmuyor. Hac Kurulu üyelerinden Türsab Temsilcisi hariç, diğer üyeler konunun uzmanı olmadıkları için, Diyanet İşleri Başkanı ve üyelerinin görüşü genellikle kurul kararı olarak önümüze konması da hatalı ve yanlış kararlara zırh olarak kullanılıyor.

11) Çok yüksek meblağların, düşük maaşlı memurlar eliyle harcanması esnasında meydana gelebilecek meşru olmayan işlemler ve sonuçlar bir yana, duyulan ve yayılan şaibeleri burada zikretmeyi sorumluluk anlayışımız gereği doğru bulmuyoruz.

12) Diyanet İşleri Başkanlığı Hac ve Umre organizasyonuna fiilen girmekle, kendi organizasyonunda meydana gelen hata ve eksikliklerin bir kısmına göz yummak zorunda kalarak kalite ve itibar kaybına yol açıyor. Ayrıca acentalara re’sen din görevlisi tayin ederek dinî muhtevalı hataların tamamını kontrol dışı bırakmış oluyor. Çünkü kendi görevlisinin kendisini ihbar etmesi söz konusu olamayacağı gibi, baskı altındaki acenta görevlisi de bu eksiklik ve hataları, Diyanet İşleri Başkanlığı’na bildirmekten çekiniyor; bildirdiğinde de çoğu kez bir netice alınamadığını görüp biliyor. Bu sebeple D.İ.B. denetim görevini hakkıyla yapamadığı için organizeye devlet adına zarar verip seviye ve itibar kaybettiriyor.

13) Bütün dünyada özelleştirmenin yaygın bir şekilde ve her sektörlerde uygulanması gündemde olduğu bir çağda hac organizasyonun devletleştirilmeye çalışılması doğru bir uygulama olabilir mi? Hacı adayları iradesini hiçe sayarak, onlar adına vesayetçi bir anlayışla ve “devlet onuruna yaraştırma” iddiasıyla, kendi belirlediği fiyatla kendi organizasyonuna katılamaya mecbur bırakmak, hangi gerekçeyle savunulursa savunulsun, insan onuru ve özgürlüklerle bağdaşmayacağını düşünüyoruz.

 

B) DİNİ BOYUTU İLE İLGİLİ OLARAK:

 

            Hac ibadeti, İslam’ın beş temel esasından biri olması hasebiyle şartlarına uygun, doğru ve eksiksiz bir şekilde yaptırılması önemle üzerinde durulması gereken bir husustur. Bunun tahakkuku için Diyanet İşleri Başkanlığı konuyu bütün boyutlarıyla yeniden gözden geçirip oluşturulacak sistem gönülleri tatmin etmelidir. Bunun için:

1)      Hacıların eğitimi, en az altı aylık bir zamana yayılarak, eğitim programlarına katılanlara öncelik tanıyan bir sistem oluşturulmalıdır. Ömürde bir defa yapma imkânı bulunabilen bir vecibenin, ciddi bir hazırlık ve eğitim süreci yaşanmadan doğru ve gönülleri tatmin edecek şekilde eda edilmesinin kolay olmayacağı herkesin kabul ettiği bir vakıadır. Bu hazırlık ve eğitim süreci yeterli ve verimli şekilde yaşatılamadığı için ilk defa hacca gidenler tatmin olamıyor, ikinci defa gitme ihtiyacı hissediyorlar.

2)      Hac Din görevlisi ve rehberleri için eğitim merkezleri oluşturulmalı, bu merkezlerdeki eğitim ve öğretim programlarına katılıp başarı sertifikası almayanlara Hac ve Umre organizasyonlarında din görevlisi ve rehberi olarak görev verilmemelidir.

Hac ve Umre organizasyonları din görevlisi ve rehberliği eğitim ve öğretim programlarına, halen Diyanet İşleri Başkanlığı teşkilatında görev yapanlar, ilâhiyat ve İmam – Hatip Lisesi mezunları, Emekli Din Görevlileri ve din dersi öğretmenleri katılabileceği gibi, seviye tesbit imtihanına katılıp yeterli görülen ve yabancı dil bilenlerin kurslara katılmadan da sertifika almalarına imkân tanınmalıdır.

Din görevlisi ve rehberleri, yeterli bilgi birikim yanında Hac ve Umre’nin ruhunu, özünü yaşama aşkı ve heyecanı taşıyan, davranışlarıyla örnek olabilen, sorumluluğu gönülden yüklenip yürütmeye talip olmasına ihtimam gösterilmelidir.

3)      Sertifikalı din görevlileri ile, oluşturulan Hac grupları, yolculuk başlamadan en az üç ay evvel tanışıp kaynaşma şansı bulmalı, grubun çoğunluğunun talebi olması halinde görevli değiştirebilme fırsatı olmalıdır.

4)      Haccın fiilen yaşanması esnasında mevcut olan sıkıntı ve engeller işin uzmanlarınca bilinmektedir. Bu sebeple bazı sünnet ve vaciplerin hakkıyla eda edilemediği de bilinen gerçeklerdendir. Bununla beraber görevlilerin bilgi, birikim, tecrübe ve kabiliyet eksikliği yanında ihlâs ve ihtimam yetersizliği sebebiyle yapılamayanların oranı her geçen sene artmakta olduğu da inkâr edilemez bir vakıadır. İdeal olan Haccı ve Umre’yi Hz.Peygamber’in (sav) yaptığı gibi yapmak olduğuna göre, bunu gerçekleştirmekte gaye ve gayret eksikliğimiz olmamalıdır. Engeller ve sıkıntılar irademiz ve gayretimizle aşılamıyorsa elbette ki ruhsatlardan istifade edilmelidir; fakat saç tıraşı konusunda hacı adaylarını sünnete uymaya teşvik etmek soruşturma ve cezalandırma konusu olmamalıdır. Böyle bir vebale katlanmak kurumların itibarını tüketmekten başka bir işe yaramayacağı bilinmelidir. Bu yaşanmış hadisenin sembolik değeri olduğu için burada zikredilmesi uygun görülmüştür.

5)      Kurban kesimi konusunda en isabetli çözüm İslâm Bankası projesi olan mezbahalarda (kesim yerleri) yapılan kesimdir. Bu konuda D.İ.B.’nın hassasiyeti takdire şayandır. Burada tamamlayıcı bir unsur olarak bu kesimleri müşahede ile yaptırmak hassasiyetini gösteren idarecilere bu imkânın tanınması gerektiğini zikretmek istiyorum.

                  Büyük organizasyonlarda müşahede çok zor olmakla birlikte küçük organizasyonlarda böyle bir imkân mevcuttur. Bu hassasiyeti taşıyanlar, bu imkânı yaşama imkânı bulamayanlara dua etmeli, tenkit konusu etmemelidir. Aynı şekilde bu hassasiyeti yaşama şansı bulamayanlar da yaşayabilenlere mani olma, yadırgama yolunu tercih etmemelidir.

 

II – UMRE ORGANİZASYONU KONUSUNDA

 

            Hac organizasyonu konusundaki tespit ve düşüncelerimizin bir kısmı umre organizasyonları için de geçerlidir. Ayrıca eklenmesi gerekenleri kısaca zikretmek gerekirse;

1)      D.İ.B.’nın verdiği Umre kimlik kartı olmayanların yurt dışına çıkışının engellenmesi gibi yasa ihlallerine son verilmelidir.

2)      Umre organizasyonlarında isteyen yolculara yemek servisi yapılmalıdır. İstemeyen yolcuları zorlama, zorlamayanları cezalandırma uygulaması düzeltilmelidir.

3)      Hava yolu yanında, kara, demir ve deniz yoluyla Umre organizasyonu yapılması engeli kaldırılmalıdır.

4)      Mekke ve Medine’deki daimi hizmet ekibinde ilahiyat ve İHL mezunu elamanlar bulunduran acentaların D.İ.B.’dan Din Görevlisi alma zorunluluğu kaldırılmalıdır. Sadece bu şirket görevlilerinin D.İ.B. tarafından düzenlenecek rehberlik sertifikası imtihanlarına katılma ve sertifika alma şartı getirmesi düşünülmelidir.

5)      Her türlü kolaylaştırıcı düzenleme yapıldıktan sonra, çıkara dayalı veya kötü niyetli olarak yolcuları sıkıntıya düşüren acentalar için caydırıcı cezalar koymak yanında Mekke ve Medine’de eksikleri telafi edici mekanizmalar oluşturulmalıdır. Hata yapılma ihtimali var diye herkesin önüne bürokratik engel ve zorluklar konmamalıdır. İlkeli ve dürüst çalışmanın önü açılmalı, teşvik edilmeli, sadece hata yapanlar için caydırıcı cezalar düşünülmelidir.

 

SONUÇ ve ÇÖZÜM ÖNERİLERİMİZ:

Sonuç olarak kısaca ifade etmek gerekirse, Hac ve Umre organizasyonlarında mevcut uygulama, hem temel insan hakları ve özgürlüklerine, hem teşebbüs ve din hürriyetine ve hem de 1618 sayılı yasa ile Rekabeti koruma kanunlarına aykırılıklar ihtiva etmektedir. Tepeden inme zorlaştırıcı, dayatmacı, yasaklayıcı bir anlayış sergilenmektedir.

 

ÇÖZÜM OLARAK:

 

1-      Hac ön kayıt sistemi yeniden düzenlenip, elektronik ortamda ön kayıtlar seyahat acentaları tarafından sisteme işlenmelidir.

2-      Kur’a çekilip Hacı adaylarının sıralanmasının düzenlenmesi D.İ.B. ile Kültür ve Turizm Bakanlığı veya TÜRSAB tarafından müştereken yürütülmelidir.

3-      D.İ.B. Hac ve Umre organizasyonunun Seyahat boyutundan çekilmelidir. Başkanlık, Hacı adaylarının, Din Görevlisi ve Rehberlerinin eğitimi, organizasyon denetimiyle ilgilenip Hac organizasyonunun kültürel ve dini boyutuna seviye ve zenginlik kazandırmalıdır.

Eğer D.İ.B.’nın Hac ve Umre organizasyonlarının seyahat boyutundan çekilmesi kısa vadede mümkün olamayacaksa, Vakfa kurduracağı Seyahat Acentaları kanalıyla organizeye katılmayı düşünmelidir. Böylece yasalara uygun adil ve eşit şartlarda rekabet ve hizmet yarışı teşvik edilmeli, Başkanlığın eğitim ve denetim görevini hakkıyla yapması sağlanmalıdır. 

4-       Zorunlu sigorta uygulamasından sonra ayrıca organize standartlarına göre belirlenen fiyatların tamamı kadar teminat mektubu alınması uygulamasının gereksizliği dikkate alınarak yeniden gözden geçirilmesi gerekir.

5-      Hac ve Umre organizasyonlarındaki bürokratik ve rutin işlemler Ankara’ya bağımlı olmaktan çıkartılıp elektronik ortamda yapılabilmesine imkân sağlanmalıdır.

6-      Hac ve umre Din Görevlisi ve rehberliği uygulaması gözden geçirilmeli, “Rehberlik Sertifikası” olan görevlilerden acentalar dilediğini seçebilmelidir.

7-      Kayıt sistemi, fiyatların belirlenmesi, kesin kayıtların yapılması, iptaller ve yedeklerden tamamlanması gibi konular şeffaf ve sistemi kullananlar tarafından gözetlenebilir olmalı, D.İ.B. ile Kültür ve Turizm Bakanlığı veya TÜRSAB tarafından da denetlenip kontrol edilebilmelidir.

8-      Havayolu yanında, kara, demir ve deniz yolu da öncelikle Umre organizasyonlarına, peşinden de Hac organizasyonlarına açılmalıdır.

9-      Hac ve Umre organizasyonlarını devletleştirme mantığından kurtarıp, özelleştirme anlayışıyla özgürleştirmenin gereği yapılmalı; sistem ve kuralların hâkim olduğu, hata yapmanın zorlaştırılıp, kurallara ve sisteme uymanın kolaylaştırıldığı, serbest rekabet ve hizmet yarışının teşvik edildiği, hacı adaylarının tercihinin engellenip sınırlandırılmadığı, kişilerin müdahale ve çıkarlarına alet edemediği hale getirilmesi kaçınılmaz olmuştur. Aksi uygulamalarda ısrar edilmesi ise kirlenmeye, ibadetin özü ve ruhunun ihmal edilmesine, kurumların yıpratılmasına, güven duygusunun zedelenmesine, çıkar avcılarının çoğalmasına, istismarın artmasına, hacı adaylarının mutsuzluğuna yol açtığı görülmelidir.

            Saygılarımla…


Üzerinde çalıştığımız ve hazırlamakta olduğumuz

HAC VE UMRE DOSYA FİHRİSTİ

 

1)      Hac ve Umre Mevzuat Düzenlemesi

a)      1618 sayılı yasa ışığında çizilen çerçeve

b)      2005 yılında çıkartılan kararname ile çizilen çerçeve

c)      Mevzuatın düzenlenmesinde Diyanet İşleri Başkanlığı’nın etkisi

d)     Hac ve Umre Kurulu yapılanması ve çalışma tarzı

e)      Zorunlu sigorta ve teminat mektubu uygulaması

f)       Olması gereken, çözüm alternatifleri…

2)      Suudi Arabistan’ın Ülkelere Uyguladığı Hac Kontenjanı Sınırlaması

a)      Kota sınırlaması ve Hacı adaylarının belirlenme sistemi

b)      Ön kayıtların yapılma usûl ve üslûbu, sistemin oluşturulması , pratiği ve şeffaflığı

c)      Kur’a çekilmesi, organize çeşitlerine göre oran belirlenmesi eşitlik ve adalet anlayışının uygulama şekli ve alternatif görüşler

3)      Kesin Kayıt Uygulaması, Serbest Rekabet, Fiyatların Belirlenmesi

a)      Hac adaylarının %60 ve %40 şeklinde taksimi ve seçme özgürlüğünün kısıtlanması,

b)      Serbest rekabet şartlarının oluşmasını engelleyen sıkıntılar

c)      Fiyatların belirlenmesinde uygulanan sistem ve anlayış çarpıklığı

d)     Din görevlilerinin pazarlamada istihdamı

e)      Kesin kayıtlarda uygulama sıkıntıları

4)      Ulaşım Araçlarının Kısıtlanması ve Fiyatların Yüksekliği

a)      Kara, demir ve deniz yolunun açılması, yasağın kaldırılması, uygulamadaki gariplikler, yasa ve hak ihlalleri

b)      Hava yolunun özel şirketlere açılması ve fiyatların düşürülmesi

5)      Suudi Arabistan’da Haccın Fiili Uygulama ve Yaşanması

a)      Ev ve otellerin kiralanma ve denetimindeki sistem

b)      Acentalara görevli tayin edilmesi ve bu görevlilerin belirlenme usûl ve üslûbu

c)      Din görevlisi ve acenta görevlisi görev paylaşım ve yetkilendirilmesi

d)     Suudi Arabistan’daki Suudlu kurum ve kuruluşların görev ve sorumlulukları

6)      Denetim ve Cezalandırma Sistemi ve Uygulaması

a)      Aynı alanda aynı işi fiilen yapan bir kurumun rakibi sayılacak acentalar için kural koyması, onları denetlemesi ve cezalandırmasının mahsurları

b)      Diyanet İşleri Başkanlığı Hac ve Umre organizasyonlarının kalite ve denetimi

c)      Acentaların Cezalandırma usûl ve üslûbu

7)      Arzu Edilen Uygulanabilir Bir Organizasyon Nasıl Olmalı

a)      Sistemin adil, şeffaf ve kolay uygulanabilir şekilde hazırlanması,

b)      Sistemi uygulayıp kontrol eden idare merkezi veya merkezleri, yönlendirici ve kolaylaştırıcı bir anlayışla mekanizmalar oluşturması gereği

c)      Kasta ve çıkara dayalı hataları caydırıcı bir cezalandırma sistemi oluşturulması    

 


 

 
 

İNTURSAB

İnanç Turizmi Seyahat Acentaları ve Gönüllüleri Birliği Derneği

Yönetim Kurulu Başkanı

A.Ziya İBRAHİMOĞLU

 

 

 

 

 

 

 

İrtibat İçin :

Tel             : 0212 631 1313

Faks           : 0212 531 6313

e-posta       : dernek@intursab.org

 




Bu haber 2405 defa okunmuştur.

Etiketler :

YORUMLAR



İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER Dökümanlar HABERLERİ

ARAMA
HABER ARŞİVİ
FOTO GALERİ
  • Tarihi Mekke-Medine
    Tarihi Mekke-Medine
  • Umre Galeri
    Umre Galeri
  1. Tarihi Mekke-Medine
  2. Umre Galeri
FOTO GALERİ
VİDEO GALERİ
  • Haccın Ruhu, Prof.Dr. H.Kamil YILMAZ "Adım Adım Hac"
    Haccın Ruhu, Prof.Dr. H.Kamil YILMAZ
  • Yol Ahlakı ve Hacda İnsani İlişkiler, Dr. Ekrem KELEŞ
    Yol Ahlakı ve Hacda İnsani İlişkiler, Dr. Ekrem KELEŞ
  • Hayat Hac ve Umre Turizmi
    Hayat Hac ve Umre Turizmi
  • Hac ve Umre'de Eşitlik
    Hac ve Umre'de Eşitlik
  • İnanç Turizmi - Hac Özgürleşmeli 1
    İnanç Turizmi - Hac Özgürleşmeli 1
  • İnanç Turizmi -Hac Özgürleşmeli 2
    İnanç Turizmi -Hac Özgürleşmeli 2
  1. Haccın Ruhu, Prof.Dr. H.Kamil YILMAZ "Adım Adım Hac"
  2. Yol Ahlakı ve Hacda İnsani İlişkiler, Dr. Ekrem KELEŞ
  3. Hayat Hac ve Umre Turizmi
  4. Hac ve Umre'de Eşitlik
  5. İnanç Turizmi - Hac Özgürleşmeli 1
  6. İnanç Turizmi -Hac Özgürleşmeli 2
VİDEO GALERİ

Web sitemize nasıl ulaştınız?

Reklam
Tavsiye
Arama Motorları
Diğer

NAMAZ VAKİTLERİ
HAVA DURUMU